HABERLER

Van Gölü'nün Sırları Sahil Güvenlik Dergisinde
Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve Sualtı Fotoğrafçısı, Belgesel Yapımcısı Tahsin Ceylan iş birliği ile hazırlanan ‘Van Gölü’nün Sırları’ adı verilen sualtı tanıtım filmi ve kitabıyla ölümsüzleşirken Van Gölü derinliklerinde çekilen bir birinden güzel fotoğraflar Sahil Güvenlik Dergisi’nin Ekim Ayı sayısının konuğu oldu.

Doğu’nun gizemli şehri Van’ın derinlikleri ile ilgili Tahsin Ceylan tarafından yazılan ve dergide yer alan yazı ise şöyle;

Doğu’nun gizemli şehri Van’ın derinlikleri, tarih boyunca bu topraklarda hüküm sürmüş medeniyetlerin izleriyle dolu. Ekolojik ve Arkeolojik açıdan pek çok nefes kesici değer, adeta kapağı aralanmayı bekleyen bir hazine gibi. Keşfetmek ve tarihe palet vurmak için, Artos’un eteğinde, zümrüt yeşili sularda Urartuların Yukarı Denizi’ndeyiz. Van Gölü ile tanışmam 1995 yılına kadar uzanır. Hatırlarsınız o yıllarda gölde bir canavar olduğu efsanesi yayılmıştı. Ulusal/uluslararası basında sürekli bununla ilgili haberler çıkıyor, herkes merakla Van Gölü canavarını görmeyi bekliyordu. Biz de Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) olarak kendimizi çok geçmeden Van Gölü’nde bulduk. Henüz o yıllarda Van’da dalış konusunda bir lojistik yoktu ve neredeyse bir uçak dolusu malzemeyi beraberimizde götürdük. Bir hafta süresince gölün her bölgesinde araştırma amaçlı dalışlar yaptık. Dijital teknolojinin henüz olmadığı o günlerde Nikos V amfibik kameram ile dia pozitif görüntülemeler gerçekleştirdim.

22 yıl sonra aynı fotoğrafı çektim
Akdamar Adası açıklarındaki bir top güllesi ve neresi olduğunu sonradan öğrendiğim Gevaş açıklarındaki mezar taşları daha o günlerden objektifime takılmıştı. Ne mutlu ki 22 yıl sonra bu taşları tekrar bulma ve görüntüleme şansım olabildi. Van ve Bitlis arasına sıkışan Van Gölü’nün doğu yarısı Van, batı yarısı ise Bitlis sınırları içerisinde yer alıyor. Gölün denizden yüksekliği 1.646 metre. Bu nedenle buradaki dalışlarımızda ilk yapmamız gereken, dalış bilgisayarlarımızın irtifayı algılayabildiğini kontrol etmek oluyor. Azalan basınç beraberinde dalış limitlerimizi de kısmakta. Doğu yarısı, batı yarısına göre çok daha sığ olan gölün en sığ kesimlerini (azami 50 m) Van Koyu ile Erciş Körfezi oluşturuyor. Ahlat ile Adilcevaz arasındaki kıyının açığında yer alan 451 metrelik çukurun ise gölün en derin yerini oluşturduğu söyleniyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise dördüncü büyük gölüne dalmak, diplerinde (20 metrenin altında) değişmeyen ve ortalama 5 derece olan soğuğa rağmen nefes kesici. 

Adilcevaz 2017’nin en önemli arkeolojik keşfi seçildi
Ekolojik yönden çok önemli bir yere sahip olan Van Gölü, arkeolojik olarak da son derece zengin. Bu topraklar Urartular, Medler, Persler, Ermeniler, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular ve son olarak da Osmanlılara ev sahipliği yapmış, her uygarlık kendisinden bir iz bırakmış. Yaklaşık olarak 600 bin yıla tarihlenen Van Gölü’nün izleri, bizi soluksuz bırakacak yeni araştırmalara ve keşiflere sürükledi. 1995 yılındaki ilk dalışımda kilise yönünde gölü tanıma ve inceleme çalışmalarını sürdürürken muhtemelen Osmanlı Dönemi’ne ait bir top mermisine, muhtemel bir liman duvarı ve amfora kalıntılarına rastlamıştım. Göç döneminde İnci Kefali ve Amik Kalesi de araştırma çalışmalarımızın içinde yer aldı. Yine Rus Batığı ve Adilcevaz Kalesi gölün en önemli batıklarından oldu. Öyle ki Adilcevaz Kalesi 2017 yılının en önemli arkeolojik keşfi seçildi. Artık adı Van Gölü ile özdeşleşen mikrobiyalitler ile ilk tanıştığımız yer ise Van’ın en özel noktalarından olan Akdamar Adası. Burası her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip ve çok özel. Kırılgan ve bir o kadar da hassasiyeti yüksek olan mikrobiyalitler (diğer adıyla Van Gölü mercanları) bilim dünyasında büyük yankılar uyandırdı. Dünyanın görüntülenmiş en büyük mikrobiyaliti 23,3 metre ile Altınsaç’ta bulunuyor. Yoğun olarak son üç yıldır yürüttüğümüz keşif ve görüntüleme çalışmalarında elde ettiğimiz zenginlikleri Doğu Anadolu Kalkınma Ajansının (DAKA) destekleriyle bir film ve kitap haline getirdik. Bu projenin Van Gölü’nün korunmasına ve tanınmasına katkı sağlayacağına inanıyor, sizi Van Gölü’nün özel köşeleri ve değerleri ile bırakıyorum.

Rus Şilebi/Reşadiye
Sodalı suyun koruduğu şilep, Tatvan’ın Hanelmalı köyü açıklarında. Rusların bölgeyi işgal ettiği 1915- 1917 yıllarında Van Gölü üzerinde taşımacılık, ulaşım ve cephane sevkiyatında kullanılan üç Rus gemisinden biri olduğu biliniyor. 1958 yılında Reşadiye kıyılarında fırtına nedeni ile batmış. İnsan kaybının olmadığı kazada 60 kadar koyun ise maalesef telef olmuş. Yaklaşık 40 metre uzunluğundaki geminin genişliği ise 6,1 metre. Geminin ahşap donanımı sodalı suyun etkisiyle ilk günkü gibi duruyor. Her seviyeden dalıcı için uygun olan batık, Çanakdüzü açıklarında 10-22 metre derinlikte bulunuyor.

Adilcevaz Kalesi/Ahlat
2017 yılında en önemli arkeolojik keşif seçilen Adilcevaz Kalesi, yaklaşık 3 bin yıllık tarihiyle göz kamaştırıyor. Üstü 5 metre derinlikte yer alan kalenin zemini ise 20 metre derinlikte. Sodalı su nedeniyle tahrip olmadan günümüze kadar gelmeyi başaran eserin duvarlarında yer alan aslan figürü dikkat çekici. Kalenin etrafında yer alan amforalar ve kaideler görülmesi gereken önemli eserler arasında yer alıyor.

Dev mikrobiyalit/Altınsaç
Mikrobiyalit, gölün altında bulunan çatlaklar sayesinde oluşuyor. Göldeki çatlaklardan çıkan kalsiyum açısından zengin sular ile oluşan mikrobiyalitler, siyano bakteriler ile birleşerek bu muhteşem görüntüleri ortaya çıkarıyor. Geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük mikrobiyalitini 23,3 metre ile Altınsaç’ta keşfettik ve görüntüledik. Yaklaşık 70 bin yaşında olduğu tahmin edilen bu muhteşem yapı, derinlerde heybeti ile büyüleyen ulu bir dağı andırıyor. Mikrobiyalitlerin üst kısımlarında yer alan beyazlıklar tatlı su çıkışlarını ve yeni oluşan mikrobiyalitleri işaret ediyor.

Selçuklu Mezar Taşları/Gevaş
Gevaş ilçesinde yer alan Selçuklu mezar taşları, 70 yıl önce yerinden sökülerek iskele yapımında kullanılmış ve zamanla sular altında kalmış. Yüzeye 3-4 metre derinlikte bulunan taşları, ilk kez 1995 yılında görüntülemiştim. Yüzeye yakın bu yapıları şnorkel ile de görme imkânınız var.

Nemrut Krater Gölü/Tatvan
Nemrut Krater Gölü, Bitlis Tatvan ilçesi sınırlarında sönmüş bir volkan. Patlama sonucu çöküntüyle oluşan gölün en derin noktası 155 metre, en yüksek noktası ise 2 bin 935 metre. Seyrine doyulmaz bir güzellikte. Büyüklük itibarıyla ülkemizde birinci, Avrupa’da dördüncü ve dünyada 16. sırada yer alıyor. Tarihte “Büyük İskender’in Cenneti” olarak da bilinen gölün hemen yanında 11 metre derinlikte Ilıgöl bulunuyor. Uçaktan baktığınızda kıraç topraklarda bir nazar boncuğunu andırıyor.

İnci Kefali
Van Gölü’nün endemik türü inci kefali, besin olarak iç sularda tüketilen en büyük balık grubunu oluşturuyor. Gölün binde 19 olan tuzluluğu nedeniyle üreyemeyen inci kefali, her yıl nisan ayında üremek için sürüler halinde tatlı su yataklarına göç ediyor. Mansap adı verilen bölgede 15 gün süreyle iyon dengesini sağlamanın devamında, üremek için nehirlerin içlerine giden inci kefali, diğer kitlesel göç yapan somonlar gibi ölmüyor. Üreyen balıklar yavruları ile birlikte yine iyon dengesini sağlayarak göle geri dönüyorlar.

Van Gölü’nde dalış
Yıllar süren Van Gölü keşif dalışlarımızda; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) başta olmak üzere, Jandarma, Sahil Güvenlik ve Deniz Polisinin destekleriyle çalıştık. 2019 yılında bölgenin Federasyondan yetkili tek dalış okulu hizmete başladı. Van Gölü’ne dalışa gitmek isteyenler mutlaka 4-5 günlük bir program yapmalıdırlar.

Kaynak: https://www.sg.gov.tr/kurumlar/sg.gov.tr/komutanlik/yayinlar/sgdergiekim2020.pdf


 

19.12.2020 Cumartesi