HABERLER

Van 2023’e hazırlanıyor

Van Valiliği’nin öncülüğünde Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) organizasyonuyla Van'ın 2023 vizyonu çalışmaları kapsamında ‘Van İli Sektörel Rekabetçilik Analizi’ çalışma toplantısı yapıldı.
 
Van Ticaret Ve Sanayi Odası (Van TSO) Toplantı Salonu'nda Van Valisi Aydın Nezih Doğan başkanlığında düzenlenen toplantıya ilçe kaymakamları, İl Defterdarı Mehmet Durusoy, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreteri Dr. Emin Yaşar Demirci, Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, Van Ticaret Borsası Başkanı Selman Toprak, VASİAD Başkanı Ali Çiçeksay, MÜSİAD Şube Başkanı İsmail Say, TÜMSİAD Şube Başkanı Göksel Yarız, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Necmeddin Çok, kamu kurum ve kuruluşları daire amirleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve ilgili kuruluşlar katıldı.
 
Toplantıda kısa bir açılış konuşması yapan Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Başkanı Necdet Takva, 2023 vizyonu çalışmaları kapsamında ‘Van İli Sektörel Rekabetçilik Analizi’ toplantısını önemsediğini belirterek, “2023 yılında Van’ın geleceğini tartışacağımız ve hocalarımızın sunumları ile kendimize yol arayacağımız bu toplantı önemli. Sıklıkla ekonomiyi konuşuyor olmamız ve toplantıya ilgi ve alakanızın ne kadar doğru bir süreç olduğunu görüyoruz. Sayın Valimizin ekonomiyi önceleyen adımlar ve projeler ile görevini sürdürmesi çok önemli” dedi.
 
Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakkı Eraslan, Kalkınma Stratejileri Master Planı ile ilgili bir sunum yaptı. Eraslan, “Üretmenin ne olduğunu biliyorum. Teori ile birlikte pratiği de uygulayan birisi olarak karşınızdayım. Bir şeyi ciddi talep ederseniz Allah da verir. Önemine binaen daha önce yaptığım iki benzer sunumu 3. kez yapıyorum.  Bir bölgenin kalkınmasında en geçerli şey bölgenin uluslararası rekabet gücünü artırarak kalkınmayı sağlamış olabilir. Bölgesel rekabet edebilirlik demek satış demek. Ekonomik kalkınma planlarımızı rekabetçilik paradigması üzerine bina etmeliyiz. 1970’lerde ne üretiyorsan satılıyordu. Üretmede verimlilik sağlanınca küreselleşmenin de etkisi ile rakipler türemeye başladı. İşin içine inovasyon ve verimlilik girmeye başladı. Devletlerde ar-ge ve toplum odaklı projeler gündeme geldi. 2000’li yıllarda küreselleşme o kadar etkiledi ki toplumların değer yapısı değişti. Eskiden zaman ve plana göre değerlendirme yapılırken şimdi ise ekonomi üzerine para üzerine konuşmalar oluyor. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş oldu.  Küreselleşme ile birlikte bilgi de yaygınlaştı. Herkes herkes ile her an haberleşiyor ve sosyal medya aracılığı ile örgütlenmeler olabiliyor. Küreselleşme bizi her an rekabet ile karşı karşıya bıraktı.”
 
Türkiye Ekonomisinin Küresel Rekabetçi Pozisyonu
Strateji rakipler üzerine inşa edilir.  Türkiye özellikle 2000 yılından sonra son 10 yılda birçok alanda zıplama gerçekleştirmiş, milli gelir 10 bin dolara çıkmış. Sanayinin payı arttı. İhracat, ithalat ve turizm gelirleri arttı. 30 milyar dolar gelir elde eden bir turizm sektörü ortaya çıktı. GSMH sıralamasındaki yerimiz de 17. sırada. Rahmetli Özal zamanındaki hayallerin 3 katı gerçek oldu. 17. sıradayız ancak dünyanın yüzde 1’ini üretiyoruz. Küresel rakibimiz Çin olsa bizden 16 kat fazla üretiyor. Ülkeler bazında dünya ekonomi ligi 5 kategoride, dünya bizi 2040 yılında ilk 10’da değerlendirmiyor. Küresel rakiplerimiz bizden daha hızlı koşuyor.  Avrupa merkez ve Doğu Avrupa da bizden hızlı koşuyor. Son 10 yılın büyüme hızı yüzde 4.4. Bu hızla koşarsak  AB’nin milli gelirinin yarısına ulaşıyoruz. Rakiplerimize yetişmek için onlardan 3 kat daha fazla koşmamız gerekiyor. Şu anda patinaj yapıyoruz. Orta gelir tuzağı dediğimiz bir tuzağa düştük. 10-15 bin dolar arasında patinaj yapıyoruz. İsrafı kıstık, verimliliği arttırdık, kapasitemizi artırdık. Onun için 10 yıldır bu noktaya geldik. Yeni bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bu ürün deseni ve strateji ile ilerleyemeyiz. Girdi açısından cari açık vermeye devam ediyoruz. Türkiye rekabet gücü açısından rakiplerimiz arasında 68’inci sıradan 43’üncü sırada. 2012 küresel rekabette 4’üncü ligdeyiz. Rekabet stratejileri verimlilik ve inovasyon üzerine bina edilmiştir. İnovasyon olması için ar-ge olması lazım. Ar-ge olması için bilgiyi enjekte etmek lazım. Dünya ticaretinin yüzde 70’i ileri teknoloji ürünlerine dayanıyor. Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı ihracat oranı toplam ihracatın yüzde 2’si. Bunun için yatırım yapmamız lazım.

Bölgesel kalkınma ve rekabetçilik. Bölgem ve şehrim küresel pazarda nasıl rekabet edebilir? Dünyadaki yerimiz nedir? Bölgem, şehrim, ülkem dünyada nasıl var olacak?

Yeteneğimiz ve rekabet avantajımız nedir? Şimdiye kadar yaptığımız ve yapmamamız gereken işler nelerdir? Paradigma (bakış açısı, vizyon, görüş) değişimi şart. Doğru strateji  gerekiyor. Doğru stratejiler belirlenmezse ölümcül stratejik hatalar geliyor. Küresel rakiplerimiz doğru analiz yapıyor. 4 yıl analiz sürüp 1 yıl yapımı gerçekleşiyor ve dünya liginde öne çıkıyor. Kamu yönetimi de küreselleşmenin etkisinde, kamu yönetiminden kamu işletmeciliğine geçiyoruz.  Bizde çalışmada kalkınma öncesinde liderliğe odaklanıyoruz. Bölgesel kalkınma 4 eksen üzerine bina ediliyor.  
 
Doç. Dr. Yaşar Bülbül de ‘Bölgesel Kalkınmada Van’ konulu bir sunum yaptı. Bülbül: ”Geçmişte medeniyet merkezi olan Van, günümüzde konum açısından son derece önemli bir potansiyele sahip. Bu durumdaki Van nerede?  75’inci sırada gelişmişlik sıralamasında. TRB-2 Bölgesi ülke üretiminin yüzde 1’ine sahip.  GSMH'da sonuncu sırada. İstatistiklerde ihracatı 430 milyon dolar. Bu oran genel olarak olması gerekenin çok altında. Bu değerleri biliyoruz. Ancak diğer yandan da 2023 hedeflerimiz, vizyonumuz var ve dünyada ilk 10’a girmek istiyoruz. Bu ivmeyi olağan olarak sürdürürsek 26 bölgeden geri gelmeyeceğiz dersek 77 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükte olmamız gerekiyor. Adımları sıklaştırıp gerekli adımları atarsak o zaman bizi üst seviyede bir bölge olarak görmemiz pekala mümkün. 2023 vizyonunun hedefleri makul hedefler. En çok potansiyeli olmasına rağmen yarışa girmemiş bölgeler hareketlendirilmeli. Bölge için kalkınma modeli üretmek lazım. Modeli üretirken bölgesel kalkınma planlarına imza atmış sayın valimiz, sayın ticaret odası başkanı, bölgemizin kodlarını çözüp kaynakları en etkin nasıl harekete geçirebiliriz. Kar nisbi bir şey. Kaynakların etkin kullanımı en iyi nasıl kullanılır en ekonomik kazanç. Beşeri sermaye taranacak, zaman kullanımı, en önemli altyapı, ulaşım vs.’nin yanı sıra insan kaynağı. Ülke ekonomisine maksimum sürdürülebilir katkı sunmak istiyoruz. Bu hedefe varmak için ortak akıl stratejik eylem planı çıkacak. Buraya özgü olacak bize ait olacak. Vizyon 2023'ü Kalkınma Bakanlığı Kalkınma Planı, DAKA Bölge Planı'na dayandırıyoruz. Bunu en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor, yapamazsak sorumluyuz. Plan hazırlanması için, paydaşların görüşlerini alınması, bilimsel araştırmaların ve analizlerin yapılması, stratejik plan ve yatırımlar yapılacak. Yerel destekler ile sürdürülebilir olmasını sağlamak. Bölgesel kalkınma projelerinde stratejik master plan yaşam döngüsü hazırlanacak. Ortak Akıl Eylem Planı’nın toplam süresi 5 ay olacak ve sonunda bir lansman yapılacak.”
 
Doç. Dr. Hakkı Eraslan ve Doç. Dr. Yaşar Bülbül’ün yaptıkları sunumların ardından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal da bir konuşma yaptı. Battal: ”Burada söylenenleri hepimiz söylüyoruz. Bunlar yeni veri değil. Yeni veri bundan sonra çıkacak. Yeni veri çıkarken ben hep şunu söylüyorum. Bizim Van’ın şansızlığı şu. Uzakta oturup Van’ı konuşmak çok tehlikeli. Burada hep birlikte konuşmalıyız. Yazarımız, çizerimiz, düşünürümüz uzak noktada oturuyor, uçakla giderken orası neresi, Van Gölü, sonra gidip masasında oturuyor ve yazıp çizmeye başlıyor. Tehlike burada. Paydaşlarla bire bir görüşme çok önemli. Elimizde birçok veri var. Üniversitenin paydaşlığı çerçevesinde verilerimizi paylaşacağız. Bu bölgenin dinamiklerini göz ardı ederek değil bizatihi olayın içerisine katarak bu işin sonuçlanacağına inanıyorum. Ben üniversitede rektör yardımcısı iken burada bulunan birçok arkadaşımız da bilir. ‘2023 Van Vizyonu'nu biz daha önce birçok toplantıda oturup konuştuk. Bu, depremden önceydi. Burada hocalarımızın başlık öncelikleri olarak sıraladıkları o toplantılarda da konuşuldu. Biz hep şunu söylüyoruz. Osmanlı’nın son döneminde Van’a bir üniversite kurulması için üç defa bütçe ayrılmış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1924 ve 1927 yıllarında da söylüyor. ‘Van’a üniversite kurulsun’ demiş. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 'Buraya üniversite kurulsun’ demiş. Burayı bilen sosyologlar buraya üniversite kurulsun demiş. Sebebi şu. Bu bölgenin potansiyeli var. Bunu hepimiz biliyoruz. Bu potansiyelden sonuç nasıl çıkarırızı el birliğiyle görmemiz gerekiyor.
 
Daha önce ‘2023 Van Vizyonu’ çalışmaları yapıldı. Gruplara ayrıldı. Herkes görüşlerini bildirdi. Hatta web sitesi kuruldu. Herkes görüşlerini bu web sitesine bildirdi. Ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan da uzmanlar buraya geldi. Bizim şu anda zamanımız yok. Geç kalıyoruz. Üniversitemiz burada. Üniversitenin kendi içerisinde yaptığı birçok alanla ilgili çalışması var. Bunların derlenip toplanması lazım. Sivil toplum örgütlerimizin, kurum ve kuruluşlarımızın var. Sanayicilerimizin isteği var. Tabii ki bunların hızlı yapılması hem de bir çay içimlik süre değil. Bunların uzun uzun yapılması gerekiyor. Bunları hep beraber oturup konuşmamız lazım. Neticede hakikaten bölge olarak dinamiklerimizi çok iyi biliyoruz. Bölgede yaşayan insanlar olarak, üniversite olarak, taraflar olarak, kurumlar olarak biliyoruz. Ancak bu dinamiklerimizi çok iyi harekete geçirebilmek için yine söylüyorum. Uçaktan giderek seyrederek değil, bizatihi burada yaşayarak insanların sorunlarını görerek, bölgenin sorunlarını tespit ederek eminim ki çok iyi bir noktaya doğru gidebiliriz. Gidilecek de.
 
Biz hep konuşmalarımız da şunu söylüyoruz. ‘‘Van’ın şu dönemi şanslı bir dönem. Daha önceki valimize de ona da haksızlık etmeyelim. Çünkü çok ciddi katkılar sundu. Kendilerine teşekkür ediyorum. Hemen akabinde tecrübesi açısından hakikaten çok önemli katkı sunacak ve geçmişte tecrübeleriyle değişik illerde değişik hizmetler de sunmuş sayın valimizin aynen görevi devralması, ayrıca sivil toplum kuruluşlarımızın başındaki bütün arkadaşlarımızın konuştuklarımız zaman dinamik, istekli ve enerjik olduklarını görüyorum. Bir diğer önemli konu ise kurumların başındaki yönetici arkadaşlarımız da Van ve bölgemiz yapabileceği çok şeyler var. Dinamik olduklarını görüyorum. Şimdi bu şansı daha şanslı hale nasıl getirebiliriz oturup el birliğiyle çalışmamız ve konuşmamız gerekiyor.  Mutlaka uygulanabilirliği olan projeleri el birliğiyle bir noktaya getireceğiz. Uygulanmasının temin edilmesi gerekiyor. Burada tabii ki yerel dinamiklerle beraber. Devletin zaten Van’a vermiş olduğu desteği hepimiz biliyoruz. Yani depremin ilk saatinden itibaren bugüne kadar yapılan desteği biliyoruz. Ülkemizdeki kalkınma trendini hepimiz biliyoruz. Sunum yapan hocamız 150 milyar dolar ihracattan bahsetti, ama bundan 5-6 yıl önce 20-30 milyar dolarlarda olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat trend devam ediyor. Van olarak biz de bu trende katılmak istiyoruz. Çünkü stratejik, jeopolitik potansiyeli açısından Van çok güçlü bir kent. Van aslında kulvar olarak, koştuğu kulvarı İstanbul, Bursa, Antalya ve İzmir kulvarıdır. Fakat kader. Bazı sorunlardan dolayı yanlış bir noktada duruyor. Bunun için el birliğiyle biz de üniversite olarak her türlü desteği vermeye hazırız.
 
Toplantıda son olarak söz alan Van Valisi Aydın Nezih Doğan da bir konuşma yaptı. Doğan: ”Bu konuyu daha önce uzun uzadıya rektör beyle konuştuk. Rektör bey geçmişte yapılan çalışmalarla bu çalışmanın aynı eksen olduğu kanaatinde, ama bunun doğru bir kanaat olmadığını zaman gösterecek. Birinci farkımız şu. Diğer çalışmanın ortada bir raporu yok. Ortada raporu olmayan bir çalışmadan söz ediyoruz. Evet toplanmışız, toplanmışız ama sonuç alamamışız. Şimdi sonuç alacağımız, ortada stratejisi olacak bir raporu olacak olan bir çalışma olacak. Bilimadamının aklındaki şüpheyi giderelim. Hocamın kafasındaki karanlık noktayı giderelim. İlçelerdeki toplantılar 19 Mart tarihinde sona erecek.  Çeşitli sektörlerle toplantılar yapılacak. Üzerinde bir mutabakat sağlanmak ve kanaat oluşturmak için toplantı yapılacak. İnternet üzerinden bilgiye ulaşabiliriz, ancak duygu yok. Bilgilerle birlikte duyguyu paylaşmak için toplantı yapılıyor. Planlar ve altında projelerin yapılması. Varsa bu projeleri. Küreselleşmenin değerleri birer turnusol kağıdı gibi olmalı. Kendimizi bu turnusol kağıda batırıp bir not vermeliyiz. Aslında bizim küresel bir insan ve güç olarak bulunduğumuz yeri tayin edeceğiz. Bulunduğumuz yerden memnunsak yapacak bir şey yok, değilsek çalışmalarımızı sürdürmeliyiz.
 
Ekonomik ve sosyal değişim açısından Van ve biz küresel değişimin neresindeyiz? Kamu dahil olmak üzere yöneticilerimiz şeffaf değil. Ben dahil uluslararası düzeyde şeffaflık pozisyonunu yakalamalıyız. İçimizde sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve işadamları var. Kamu, sivil toplum ve iş dünyası olarak şeffaflığı yakalayamamışız. Ayrıca Türkiye’deki bir takım temel sorunların yanında bölgemize has sorunlar da var. Bölgemizde işbirliği ve güç birliği konusunda sıkıntı var. Sermaye ve fikirler bir araya gelemiyor.
 
Yeni bir paradigma inşa edemezsek Van’ın eski paradigması olan terör ve kaçakçılık ekonomik düzlemi ile devam edemeyiz. Ekonomiyi uluslararası ve bilimsel paradigmaların üzerine bina etmeliyiz. Kendimize inancımızı kaybetmemeliyiz. Var olan en önemli değerimiz bu. Ortaya çıkan küçük problemleri neden gösterip gitmek yerine daha da yakınlaşmak ve bilgi paylaşımı yapmak gerekiyor. Bizim en temel avantajımız, henüz ekonomik değerler bakımından sahip olduğumuz potansiyeli kullanamamış olmamız.  TRB2 Bölgesi'nin üretimi bu standart ile devam etmesi halinde 2023 hedefinde toplam üretim miktarı 19 milyar dolara ulaşır.  Oysa biz diğer bölgelerle aynı düzeyde üretmek için 26’da bir sorumluluk alırsak 77 milyar dolar üretmeliyiz.  Burada güvendiğimiz en önemli şey ekonomik kaynaklarımızı henüz kullanamamış olmamız.
 
Bölgemizin Türkiye ihracatındaki rakamı yüzde yarım veya binde 5 düzeyinde.  Ürettiğimiz değer ise yüzde bir. Ürettiğimiz değer kadar dahi ihracat yapamıyoruz. Türkiye’nin sınıra en yakın illerinden birisiyiz, potansiyelimiz var, ancak ihracat yapmayı başaramıyoruz. İşte bu yaman çelişkiyi gidermeli ve öncelikle ihracatımızı yüzde bire getirmeliyiz.   Ardından da ihracata dayalı yatırımlarla ekonomiyi büyüterek ihracatı artırmalıyız. Bunu yapamazsak bu sarmaldan kurtulmalıyız. Bu ilde yaşayan her yurttaşın katılacağı gelecek ile ilgili ortak bir tasarım olmalı ve akademik konuşmalardan çıkıp halkla buluşan ayakları yere basan projeler gerçekleştirilmeli. Türkiye genelindeki eğitim istatistiklerine baktığımızda milli eğitimde 76. sırada olan Van üniversiteler içinde ise 33. sırada. Üniversitenin yetkinliği Van’ın üzerinde bir yetkinlik, üniversitenin bize ağabeylik yapması gerekiyor. Bu toplantı projenin bir açılış ve başlangıç toplantısı oldu. 6 ay boyunca yapılacak toplantılar ve yapılacak çalışmalar ile Van’ın gerçek gündemine ulaşılacağını düşünüyorum. Özellikle kaymakam arkadaşlar olmak üzere projede birlikte çalışan arkadaşlarımızın çok etkin katılım sağlaması gerekiyor. Doğru proje ve insanlarla süreci yönetebilirsek, neler yapılacağını, nasıl yapılabileceğini göreceğiz. Bizim sorumluluğumuz ise bu şehri ayağa kaldırmak. Proje ile Van’ın önüne gerçek bir gelecek ve gerçek sonuçları koyabilmek için en doğru sonuçların üretileceğine inanıyorum” diye konuştu.

Soru cevap bölümünün ardından toplantı sona erdi.



27.02.2014 Perşembe